A) Sistemci Okulda
Sistemci okulda Nevâ makamı 12 ana makamdan birini oluşturmakta ise
de, kurucular arasında bazı görüş farklarının bulunduğu anlaşılıyor.
Safiyüddin Urmevî Şerefiyesinde bugün kullandığımız Nevâ makamına
Muhayyirü'l-Hüseynî adını vermiş, Nevâ diye adlandırdıkları makam ise
bugün kullandığımız Buselik dizisi olmuştur.
Keza, Abdülkadir Merâgî'nin Câmi'ül-Elhân adlı meşhur kitabında da
dizi yine bugün kullandığımız Buselik dizisi olarak verilmiştir.
Lâdikli Mehmed Çelebi'de ve Ali Şah'ta, Nevâ yerine Muhayyer adı geçmektedir.
Görülüyor ki, Nevâ makamı literatüre değişik adlar altında geçmiş
oluyor. Ancak, bugün Buselik diye adlandırdığımız dizi Lâdikli Mehmed
Çelebi'den evvel Nevâ olarak biliniyordu. Bu ismin Mehmed Çelebi
döneminden çok evvel Buselik dizisinden alınmış asıl Nevâyı teşkil eden
diziye verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu sonuca nereden ve nasıl
vardığımız sorulabilir. Şöyle açıklayabiliriz:
II. Sultan Murad Han devrinin iki büyük müzikologu Nevâ makamını
tarif ederlerken, dizinin perde isimlerini ihmal etmemişler, bize
çözümün anahtarını vermişlerdir. Hızır bin Abdullah, Kitâb-ı Musiki
sinde Nevânın perdelerini şöyle sıralamaktadır:
Dügâh-Segah-Çargâh-Pençgâh (Nevâ)-Dügâh Hüseynî-Segâh Hisar (Eviç)-Yegâh Gerdaniye ve Dügâh Muhayyer.
Bu perdeler bugün bildiğimiz ve tanıdığımız Nevâ makamının
perdelerini vermektedir. Bu itibarla yine Abdülkadir Merâgî döneminde,
Nevânın bugünkü perdeleri ile bilindiği çok kuvvetli bir ihtimaldir.
Kantemiroğlu, Nevâyı şöyle tarif etmektedir:
Dügâh perdesinden hareket idüp Nevâ perdesinde kendini gösterdikten
sonra daimi tam perdelerde gezinmek suretile Tiz Hüseynîye çıkup kalın
sesli Nevâya yani Yegâha dek inilebilir ve gelib Dügâh perdesinde karar
verir.
Nevâyı tarif eden Abdülbaki Nasır Dede, tarifinde bize bazı önemli noktaları işaret eder:
Perde-i Eviçden âgâz idüle, Hüseynî ve Nevâ ve Hicaz perdesi,
badehu yine Nevâ perdesinden Çargâh ve Segah perdesi ile Dügâh
perdesine gelüb anda karar ider. Amma, Eviç perdesinden yukarı
Gerdaniye ve Muhayyer perdesine dek suûdü ve Dügâh perdesinden Rast
perdesine hubutü vardır. Bu makam-ı dil-pezir müteahhirinin ihtiraı
olması münasibdir.
Musiki alanındaki gelişmesini açıklamaya çalıştığımız Nevâ
makamının ayrı isimler altında görüldüğü Abdülkadir Merâgî'den sonra,
bugünkü dizisi ile literatüre geçtiği anlaşılmaktadır. Abdülbaki Nasır
Dede'nin "Bu makam-ı dil-pezir müteahhirinin ihtiraı olması münasibdir"
yani "bu gönül alıcı makamın sonraki bestekârların buluşu olması
uygundur" hükmü doğru bir tahmin olmaktadır. (1)
B) Râuf Yektâ Bey'de dizi
Rauf yekta bey Nevâ dizisini aşağıdaki gibi bildirmektedir. Makam
ile ilgili bilgi vermemesine rağmen sayfanın altında yer alan, Nevâ
makamının seyrine ait verdiği örnek, makamı tanımak açısından yeteri
derecede kâfidir. (2)
C) Arel-Dr.Ezgi Sisteminde
Nevâ makamının dizisinde mülâyemet birliği vırdır. Pestten tize
doğru seslerinin isimlen, Dügâh, Segâh, Çargâh, Nevâ, Hüseyni, Eviç,
Gerdaniye, Muhayyer'dir ; nota isimleri ise la, fazla bemollü si, do,
re, mi, bakiye diyezli fa, sol, la, dır.
Nevâ makamının dizisi pest tarafta bir uşşak dörtlüsüne tiz, tarafta bir rast beşlisinin ilâvesinden husule gelmiştir.
Makam sâid ve nazil olarak ekseriya karışık bir halde
kullanılmıştır. Güçlü sesi dördüncü (Nevâ-re) dir; Makam sâid olduğu
zaman ya güçlü, ya durak sesinden başlar; pestteki uşşak dörtlüsünde
seyrettikten sonra güçlüde muvakkat karar yapar; sonra tiz tarafta rast
beşlisinde dahi gezinip gelir durakta kalır. Makam nazil bir halde
olursa, güçlüden başlayarak dizinin tiz tarafındaki beşli ve pest
tarafındaki dörtlüde karışık bir surette gezinen güçlüde muvakkat karar
yaptıktan sonra yine dörtlü ile karargâhta durur.
Nevâ dizisinin nağmeleri hüseynî dizisi seslerinin aynıdır. Lâkin
bünyesine bakılınca Nevâ dizisi pest tarafı bir uşşak dörtlüsüne tiz
tarafta bir rast beşlisinin inzimam etmesinden [eklenmesinden] husule
gelmiş ve güçlünün dördüncü nağmesi olduğu anlaşılır. Hüseynî dizisinde
ise, güçlü beşinci nağme olup, pest taraf bir hüseynî beşlisine tiz
tarafta bir uşşak dörtlüsünün katılmış bulunduğunu görürüz.
Tâhir makamı, Nevâ makamından başka bir şey değildir; ekseriya tiz
duraktan başlar, Nevâ dizisinin tiz tarafındaki nâzirî [görülen]
dizinin uşşak dörtlüsünde ve onu müteakip Nevâ dizisinin rast
beşlisinde gezinmek sureti ile ya tiz durakta veyahut güçlüde veya
altıncı seste muvakkat bir karar yaptıktan sonra uşşak dörtlüsü ile
karargâhta durur.(3)
D) Abdülkadir Töre-Ekrem Karadeniz Sisteminde
GİRİŞ VE KARAR :Nevâ veya Çargâh perdelerinden terennüme başlar, Dügâh perdesinde karar verir.
ISKALA :Çıkış ve inişte aynen Uşşak makamının ıskalalarını
kullanır. Nota yazılırken eserin baş tarafına Eviç perdesine mahsus
olan Diyez işaretini koymak ve iniş ıskalasındaki Uşşak perdesini yeri
geldikçe göstermek en uygun şekildir. Bununla beraber baş tarafa Eviç
perdesine mahsus olan Diyez işaretinin konulmadığı ve bu işaretin yeri
geldikçe gösterildiği eserlere de rastlanmıştır.
SEYİR VE ÇEŞNİ :Nevâ perdesinden terennüme başlar ve bu
perde üzerinde ısrarlı duruşlar yapar. Bu esnada Eviç perdesi üzerinde
de kısa duruşlar yaparak makamın hususî çeşnisini meydana getirdikten
sonra inişte Hüseynî, Acem, Nevâ, Çargâh ve karar esnasında Uşşak
perdesi kullanarak Dügâh perdesinde karar verir. Bazı bestekârlar
münasebet getirerek Nim Hicaz ve Hisar perdelerini de kullanmışlarsa da
bu şekil makamın seyir şartlarından değildir. Bu makamı Isfahan ve
Bayati makamlarının çeşnilerinden kurtarmak için Acem, Çargâh ve Segah
perdelerini fazla kullanmamak ve bu perdeler üzerinde durmamak gerekir.
Aksi takdirde Nevâ makamının kendisine mahsus çeşnisi meydana gelemez.
(4)
E) Günümüzde Nevâ makamının seyir ve çeşnisi :
Nevâ makamı inici çıkıcı bir nitelik gösterir. Yerinde bir Uşşak
dörtlüsüne güçlü Nevâdan itibaren bir Rast beşlisinin eklenmesiyle
hasıl olan dizisi şöyledir :
II. Sultan Murad Han zamanından beri bir değişikliğe uğramadan
gelen Nevâ makamında hemen daima giriş güçlü perdesi olan Nevâdan
başlar. Pest dörtlü olan Uşşak (burada Beyatî) dörtlüsü içinde ilk
seyirlerini veren Nevâ, tizdeki Rast beşlisine geçer ve seyre devam
eder. Bu beşli içinde Segah perdesinin simetriği olan Eviç perdesinde
önemli duraklamalar yapılır. Bu asma kararlarda fa diyez (Acem) perdesi
kullanılmaz. Bu suretle Eviç makamı çevresi içinde yapılmazlar. Bu
seyir sırasında, Eviç perdesi Acem perdesine dönüştürülerek, Nevâ
üzerinde ve Nim Hicaz perdesi yedeni ile Buselik makamına geçkiler
yapılır veya Nim Hicaz perdesi kullanılmadan, Çargâh perdesi yedeni ile
Nevâ üzerinde Beyatî asma kararlar verildiği görülür. Bu şekildeki bir
geçki Rast makamının yapısı içinde yoktur, fakat burada Nevâ makamının
melodik yapısı dolayısıyla bir anlık bir değişiklik ile Nevâ üzerinde
bir Beyatî asma kararına yer verilmiş olunur. Ve yine bu suretle Nevâ
perdesinde yapılan asma kararlar, değişik lahnî yapıların icabı olarak
gerçekleştirilmektedir.
Nevânın durağı Dügâh, güçlüsü Nevâ ve tiz durağı Muhayyer
perdeleridir. Nevâ evvela pest dörtlü içinde ilk seyirlerini
gösterdikten sonra Nevâ etrafındaki perdelerde dolaşmalar gösterir. Tiz
durak olan Muhayyerden tize doğru çıkışları azdır. Dügâh ile Muhayyer
arasındaki sekizlide seyirler daha çoktur ve çeşni bu seyirlerle
meydana getirilir.
Tiz duraktan daha tize doğru yapılan genişlemelerde çoğu zaman
Muhayyer üzerindeki Uşşak dörtlüsü kullanılır. Ancak, bu dörtlü içinde
çok dolaşmak, makamdan ayrılmaya sebep olabilir. Çünkü, Tâhir makamının
belirtilmesi Muhayyer üzerindeki tiz dörtlüde oluşturulur. Bu itibarla
tiz dörtlüde fazla seyir gösterilmemesi yerinde olur.
Nevânın Dügâhtan daha peste doğru inmediği görülür. Çünkü makamı
teşkil eden dörtlü Uşşak dörtlüsü olmakla beraber Beyatî çeşnisi
gösterilerek karara inilmesi esastır. Bu itibarla Nevâ, yeden almadan
karar veren makamlardandır ve yine Segah perdesinin Uşşakta olduğu gibi
pestçe basılması konu olmaz.
Nevâ makamının tarihi oluşma seyri içinde iki ayrı perdede kararlar
verdiği görülmektedir. III. Sultan Selim Han dönemine gelinceye kadar
bir kısım bestekârlarımızın özellikle Nevây-i Dügâh perdesinde değil,
Nevâda karar veren peşrev ve saz semaileri besteledikleri görülmüştür.
Bu karar seklinin ne gibi sebeplerle tercih edildiği henüz anlaşılmış
değildir. Bestekârlarımız bazı eserlerde Nişabur çeşnisi ile ve bazı
eserlerde Beyatî asma kararlar ile Nevâda kararlar vermişlerdir. Öyle
zannediyoruz ki, bestekârlarımız besteledikleri sözlü eserleri Nevâdan
başlattıkları için, bir kolaylık ve icrada bir hoş eda verilebilsin
maksadı ile saz eserlerinin çoğunluğunu Nevâda karara götürmüşlerdir.
Nevâda verilen nihai kararlarla bir başka makam yaratılmış olmadığı
anlaşılmaktadır. Nevâ üzerindeki Rast makamının seyrini muhafaza etmek
düşüncesi bir ihtimal olarak göz önünde bulundurulabilir.
Bu surede, Nevâ üzerinde yapılan kesin kararlar, Nevâyı basit makam
niteliğinden çıkarmaktadır. Çünkü, ek lahnî yapılar araya girmektedir.
Nevâ perdesinde karar veren Nevâ makamına, Zeki Mehmed Ağa'nın
peşrevini, II. Sultan Bayezid Han'ın Nevâ-Bağdat saz semaisini, IV,
Sultan Murad Han'ın Nevâ-Bağdat peşrevini, Miskali İsmet Ağa'nın ve
Kantemiroğlu'nun Nevâ peşrevlerini örnek olarak gösterebiliriz.
Nevâ makamının donanımda Segah ve Eviç perdelerinin arıza
işaretleri ile gösterir, geçicilerde, geçkilerin özelliğine göre
gerekli arıza işaretlerini perdelerine koyarız.(5)
E) Örnek
Kaynaklar :
1 Yakup Fikret Kutluğ, Türk Musikisinde Makamlar, Sayfa :173-174-175, YKY 2000, İstanbul
2 Râuf Yekta Bey, Türk Musikisi, Sayfa:71, Pan Yay
3 Dr. Suphi Ezgi, Nazari Ameli Türk Musikisi, Cilt 1, Sayfa:105-106, 1933
4 Ekrem Karadeniz, Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları, Sayfa:96 İş Bankası Yay, 1983
5 Yakup Fikret Kutluğ, Türk Musikisinde Makamlar, Sayfa :173-174-175, YKY 2000, İstanbul
6 Râuf Yekta Bey, Türk Musikisi, Sayfa : 71 , Pan Yay
www.turkmusikisi.com