A) Geçmişte Sûzidil Makamı
Sûzidil makamı, bir görüşe göre III. Sultan Selim Han
döneminin bir buluşudur. Makamı bulan ve bu makamdan ilk eserlerini veren de
güzide bestekârlarımızdan Abdülhalim Ağa'dır. Abdülhalim Ağa'nın bu makamdan
peşrev, saz semaîsi, beste ve yürük semâîsi bestelediğini biliyoruz. Bu eserler
elimizdedir. Aynı dönemin yine büyük bestekârlarından Seyyid Ahmet Ağa, Hacı
Sadullah Ağa ela diğer beste ve semaîleri besteleyerek faslı tamamlamışlardır.
Sûzidilin ilk tarifini Abdülbâki Nâsır Dede vermiştir:"Hüseynî perdesinden âgâz edip Hisar ve Eviç Gerdaniye
perdesine suûden ve hubûten Hisar güne [Hisar seyrini göstererek]
seyreder. Sonra Buselik şeklinde Dügâh perdesine hubût idib, Zirgüle perdesi ile
Aşiran perdesine dek, Hicaz karar eder. Ve Eviç ve Gerdaniye perdesini seyirde
Hüseynî perdesinden Muhayyer perdesine dek suûden ve hubûten Hicaz âgâzesi
kaidesindendir. Bu terkib-i dil-bend, sabık sermusahib-i hazret-i şehriyari
Halim Ağa 'nın ihtiraıdır."
Aynı dönemin bestekârları olan Seyyid Ahmed ve Hacı Sadullah
ağalar, Sûzidilden eserler verdiklerine, daha evvelki dönemlerde Sûzidile
ilişkin literatürde hiçbir kayıt bulunmadığına, makamın Abdülhalim Ağa
tarafından bulunduğunu Nasır Dede de Tedkîk u Tahkikinde açıkça yazdığına
göre, Sûzidilin Abdülhalim Ağa tarafından bulunduğu anlaşılmaktadır.Abdülbaki Nasır Dede'nin, Sûzidil tarifi üzerinde biraz
durmayı uygun buluyoruz.
Nasır Dede, Hüseynî üzerinde kurulu Hisar makamının,
Sûzidilin yapısı içinde olduğunu bildiriyor. Diğer bir deyişle, Sûzidil, Hisar
makamını açarak seyre başlar diyor ve ilave ederek, sonra Buselik şeklini de,
yani, Hisar Buselik seyri gösterdiğini açıklıyor. Bu açıklamadan, Hisar Buselik
seyrinin makamın ilk seyirlerini teşkil ettiğini anlıyoruz. Bu seyirler
sırasında, Hüseynî ile Muhayyer perdeleri arasında Hicaz seyrini de gösterdiğini
kaydeden Nasır Dede, Dügâhta Buselik karardan sonra Aşiran perdesinde Hicaz
karar eder diyerek makamın bugünkü görüşe uygun bir tarifini veriyor.Muallim İsmail Hakkı Bey'in TRT müzik dairesi arşivinde
bulunan nota koleksiyonu içinde, Gazi Giray Han'a ait olduğu yazılı bir Sûzidil
peşrev ve saz semaîsinin notası vardır. Leon Hanciyan'ın fasıl mecmualarında da,
Sûzidil faslı içinde Gazi Giray Han'a ait iki peşrev ve iki saz semaîsinin
yazılı olduğunu görünce, Gazi Giray Han Sûzidilden peşrev ve saz semaî
bestelemiş midir, sorusu hatırımıza geldi. Elde mevcut iki koleksiyonun
kayıtları, bestelemiş olduğunu gösteriyor. Diğer taraftan, 16. yüzyıldan sonra
tertip edilen nota mecmuaları (Mecmua-i Saz ü Söz ile Kantemiroğlu ve
Kevseri mecmuaları) Sûzidilden bestelenmiş, Gazi Giray Han'a ait bir eserin
noktasını vermiyor. Bu karışık ve çelişkili tesbitlerin henüz bir aydınlığa
kavuşturulamadığı bir dönem içinde bulunuyoruz. (1)
B) Arel-Dr.Ezgi Sisteminde
Sûzidil , zirgüleli hicaz dizisinin (hüseyniaşiran-mi) üzerinde şettidir.
Sesleri pesten tize doğru hüseyni aşiran, dik acemaşiran, zirgüle, dügâh,
puselik, çargâh, hisar, hüseyni, olup nota isimlen ise mi, fazla diyezli fa,
bakiyye diyezli sol, la, si, do, bakiyye diyezli re, mi'dir.
Sûzidil dizisi pest tarafta bir hicaz beşlisi ve tiz tarafta bir hicaz
dörtlüsünün katılmasından tevellüt etmiştir.
Güçlü beşinci (puselik-si) sesi durak ( hüseyniaşiran-mi ) nağmesidir.
Makam nazildir. Makam tiz duraktan başlar. Dizinin hicaz dörtlüsü ile onun
daha tizindeki naziri dizinin hicaz dörtlüsünde karışık olarak gezinir. Evvela
tiz-durakta muvakkat kalır sonra dizide tamamen gezinerek durakta karar eder.
Makam ekseriya tiz duraktan inerken (hicaz-bakiyye diyezli-re) yerine (neva-re)
nağmesi ile yanı tiz duraktan bir puselik beşlisi ve hicaz dörtlüsünden
müteşekkil hümayun dizisi ile karar eder. Sık sık karip makamı olan bu geçkiyi
yapmaktadır. Seslerin araklıları hicaz zirgüleninkiler gibidir. Sûzidili
donanımda fazla diyezli fa, bakiyye diyezli sol, bakıyye diyezli re ile yazarız.
C) Töre-Ekrem Karadeniz
Sisteminde
GİRİŞ VE KARAR : Çoğunlukla Nim Hisar ve Hüseynî
perdelerinden terennüme başlayıp Hüseynî Aşîran perdesinde karar verir.
ISKALA : Bu makam çıkış ve inişte iki ayrı ıskala
kullanır. Bu makamda yazılan eserlerin bas tarafına bestekârlarca değişik Diyez
işaretleri konulmuştur. En uygunu, ıskalalarda da görüleceği üzere, notanın bas
tarafına Sûzidil , Zengûle (zirgüle) ve Buselik perdelerine mahsus olan Diyez
işaretlerini bir arada yazmak ve Nim Hisar perdesine mahsus olan Diyez işaretini
ise yeri geldikçe göstermektir.

SEYİR VE ÇEŞNİ : Çoğunlukla Nim Hisar ve Hüseynî
perdeleriyle terennüme başlanıp Nevruz ve Şahnaz perdeleriyle Muhayyer ve
icabında tiz Buselik perdesine kadar çıkıldıktan sonra aynı şekilde Hüseynî
perdesiyle Neva perdesine inildikten sonra Nevruz, Hüseynî, Neva, Çargâh ve
Buselik perdeleri kullanılarak Dügâh perdesinde Zengûle perdesiyle beraber
hafifçe Buselik makamının çeşnisi verilir ve burada biraz durulduktan sonra
Dügâh, Zengûle, Sûzidil perdeleri kullanılarak Hüseynî Aşîran perdesinde
karar verilir. Bazı bestekârlar başlangıçta Neva perdesine indikten sonra
Gerdaniye ve Eviç perdeleri kullanmışlarsa da bu şekil makamın asıl şartlarından
değildir. Makamın özel çeşnisi başlangıçta Şahnaz, arkasından Buselik
makamlarının çeşnileri gösterilip, sonra da Sûzidil perdesi kullanılarak
karar verilmek suretiyle meydana getirilir. Bu seyre bakarak makamı birleşik bir
makam kabul etmek doğru değildir, zira karar kısmında hiçbirine benzemeyen bir
çeşni ile, ıskalasındaki bağımsız perdelerle özel bir çeşni meydana getirir.
D) Sistemler üzerine bir görüş
ve değerlendirme
Arel-Dr. Ezgi sisteminde, Sûzidil makamı, Zirgüleli
Hicaz makamının Hüseynî Aşiran üzerindeki bir şed makamı olarak gösterilmekte ve
tesbit edilmektedir. Dr. Ezgi, Amelî ve Nazarî Türk Musikisi kitabının
ilk cildinde (s. 246) Sûzidilin seyrini anlatırken şu ifadeyi kullanmaktadır:
"... Makam ekseriya tiz duraktan inerken (Hicaz-Bakıyye
diyezli re) yerine (neva re) nağmesi ile yani tiz duraktan bir buselik beşlisi
ile ve hicaz dörtlüsünden müteşekkil hümayun dizisi ile karar eder.
"
Arel şed makamların yalnız şemalarını gösterdiği için,
Sûzidil hakkında başkaca bir görüşünü elde edemedik.
Şed makamlar hakkında, Arel-Dr.Ezgi sisteminin görüşlerinin
çok kısa paragraflar ile ifade edilmesi, bu okulun yeni bir buluşu olduğuna
göre, şed makam kavramını gereği gibi inceleyip bilgiler vermesi ve bilhassa
tarifini yapması icap eder idi. Bilgilerin adeta birkaç cümle verilerek
geçiştirilmesi, kanaatimizce büyük bir noksanlık teşkil etmektedir ve bu
itibarla, Arel sisteminin Sûzidil makamının şed makam olduğuna dair
tesbitine katılamıyoruz.
Arel-Dr.Ezgi sistemine göre, Zirgüleli Hicaz makamı, yerinde
bir Uzzâl beşlisine, tizde bir Hümayun dörtlüsünün katılmasıyla hasıl olmakta,
seyirlerde ise, duraktan veya güçlüden başladığı için, tiz duraktan karara doğru
inildiği zaman Buselik geçkisi alınmadan seyir ve karar gösterilmektedir. Çünki
makam daha çok durak ile güçlü arasında seslerde ve yerine bir Hicaz çeşnisi ile
Hüseynî Aşiran ve Dügâh arasında seyirler göstermektedir. Makamda karakterize
edilen bu seyirlerin uygulamalarına, şed olduğu bildirilen Sûzidilde tesadüf
edilmemektedir. Sûzidildeki inici seyir sırasında, Dügâh üzerinde Buselik makamı
her halde kullanılmaktadır. Bu kriterler karşısında, makamın, Zirgüleli Hicaz
makamının şeddi olduğu teknik yönden de söz konusu olamayacaktır. Çünki,
Zirgüleli Hicazın aktarılan dizisi Sûzidilde uygulanmamış, değişik bir dizinin
uygulandığı açıkça görülmüştür. Arel sisteminin henüz şed makamın tarifini
veremediği bir durumda, şed makamın izahı nasıl yapılacaktır?
E) Günümüzde Sûzidil Makamının
Seyri
Sûzidil inici bir seyir gösterir. Hüseynî perdesi hem
güçlü, hem tiz durak görevini yapar. Hüseynî etrafındaki seslerde Hisar ve Nim
Şehnaz ve Dik Acem perdeleri kullanılarak dolaşılır. Bu seyir, Hisar makamının
seyrine benzerse de, seyirlerden doğan çeşni farkları Hisar makamından ayırır ve
benzetme duygusunu ortadan kaldırır. Sûzidilin, Tiz Buselik perdesini sıkça
göstermesi, çeşninin değişmesine yarayan bir seyir şeklidir. Hisar makamını
karakterize eden seyirlerin dışında oluşan dolaşımların meydana getirdiği çeşni
farkları bu iki makamı birbirinden ayırmış olur. Fakat, şurasını hemen ilave
edelim ki, aynı arızalar içinde gösterilen seyirler, bazan Hisar
makamının da meydana gelmesinde etkili olmakta, bu suretle bestekârlarımız,
Hüseynî üzerindeki değişik seyirler, dolayısıyla değişik çeşnileri eserlerinde
kullanmış olmaktadırlar.
Tiz duraktan güçlüye doğru inişlerde, Hisar perdesinin
kaldırılarak yerine Neva perdesinin konulduğunu görüyoruz. Gerçi, bazı Sûzidil
şarkılarda -tıpkı Şed Arabanda olduğu gibi- Hisar perdesi terk edilmeden inişler
yapılmakta ise de bu seyirler bir istisna teşkil ettiği gibi, makamı bulan
Abdülhalim Ağa ile çağdaşı bestekârlarda, Hisar perdesi Dügâha doğru inişlerde
yerini hep Neva perdesine bırakarak Buselik beşlisi içinde Buselik makamının
çeşnisi ile durağa doğru seyirler göstermişlerdir. Dolayısıyla Hisar Buselik
makamına bir geçişi veya Buselik çeşnisini belirtmişlerdir.
Dügâhtan daha peşte doğru inişte yine Hicaz Hümayun seyri ile
Hüseynî Aşiranda, bazan yedenli ve çoğu zaman yeden almadan karara varmışlardır.
Sûzidilin şeması şöyledir:
Bestekârlarımız, eserlerinde melodik yapı icabı, Buselik
perdesine de vurgulamalar yapmışlar, bu perdeyi sıkça kullanmışlardır. Yine
eserlerin incelenmesinden anlıyoruz ki, Sûzidilde güçlü perdesi Buselik perdesi
değil, Dügâh perdesidir. Çünkü Buselik kararların verildiği perde Dügâh
perdesidir. Hüseynî Aşiran üzerindeki Hicaz makamının türlerinden biri olan
Uzzâl makamı kullanıldığında, bu makamın güçlüsü olan Buselik perdesine de
vurgulamalar, hatta kısa asma kararlar yapıldığı görülmektedir.
Sûzidil karar perdesinden daha aşağı doğru bir
genişleme göstermez. Tizde ise, muhayyerden sonra Buselik beşlisi içinde
genişlemeler yaptığı görülür.
Sûzidil makamından, âyin-i şerif, durak ve ilâhiler
bestelenmiş, onun gönül yakıcı yansıması içinde çok güzel dindışı eserler de
meydana getirilmiştir. Ancak, son devir bestekârlarının, her nedense, Sûzidile
gösterdikleri rağbet azalmış, bu güzel ve lirizm tüten makam, çok az kullanılır
olmuştur.
F) Makamın Seyrine Örnek
Kaynaklar :
1 Yakup
Fikret Kutluğ, Türk Musikisinde Makamlar, Sayfa :461, YKY 2000,
İstanbul
2 Dr. Suphi
Ezgi, Nazarî ve Ameli Türk Musikisi, 1.cilt, Sayfa 256
3 Ekrem
Karadeniz, Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları, Sayfa : 80, İş
Bankası Yay, 1983
4 Yakup Fikret Kutluğ, Türk Musikisinde Makamlar, Sayfa :462-463, YKY 2000,
İstanbul
5 Yakup Fikret Kutluğ, Türk Musikisinde Makamlar, Sayfa :464, YKY 2000,
İstanbul
6 Zeki Yılmaz,
Türk Musikisi Dersleri, Sayfa . 158 Çağlar Yayınları, 1994, İstanbul